Ana Sayfa Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Yerel Haberler Teknoloji Kim Kimdir?
PFDK’dan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Kocaelispor’a Para Cezası
PFDK’dan Fenerbahçe, Beşiktaş ve Kocaelispor’a Para Cezası
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya, Arjantin ve Katar Büyükelçilerini Kabul Etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya, Arjantin ve Katar Büyükelçilerini Kabul Etti
Bakan Tunç: Çözüm Yeni ve Sivil Anayasa
Bakan Tunç: Çözüm Yeni ve Sivil Anayasa
Aralık 2025 Sanayi Üretimi Verileri Açıklandı
Aralık 2025 Sanayi Üretimi Verileri Açıklandı
İnşaat Maliyet Endeksinde Yıllık Artış Yüzde 24’ü Aştı
İnşaat Maliyet Endeksinde Yıllık Artış Yüzde 24’ü Aştı

Talat Paşa Aydemir

ZOR KARARLARIN ŞEHRİ: ANKARA’DA DEVLET AKLININ SINANDIĞI ANLAR
24 Şubat 2025 Pazartesi

Devletler, en çok zorlandıkları anlarda gerçek karakterlerini ele verirler. Bu karakter, verilen kararların cesaretinde değil; o kararların hangi sınırlar içinde alındığında saklıdır. Ankara’nın Türk tarihindeki ayrıcalıklı yeri, tam da bu sınırların bilindiği ve gözetildiği bir merkez olmasından kaynaklanır. Burada karar, gücün imkânlarını sonuna kadar kullanmak değil; gücü ne zaman durduracağını bilmektir.

Ankara’da alınan kararların çoğu, geri dönüşü olmayan eşiklerde verilmiştir. Bu eşikler, yalnız askerî ya da siyasî değildir; aynı zamanda ahlâkîdir. Devlet, bazen ilerlemeyi durdurmak, bazen geri çekilmek, bazen de beklemek zorunda kalır. Beklemek, çoğu zaman zayıflık gibi görülür. Oysa beklemek, yanlış zamanda alınacak bir kararın doğuracağı yıkımı önleyen en ağır sorumluluktur. Ankara, bu sorumluluğun taşındığı bir merkez olmuştur.

Bu şehirde karar verme süreci, aceleyle değil; tartarak ilerlemiştir. Tartının bir kefesinde devletin bekası, diğer kefesinde toplumun taşıma kapasitesi yer alır. Bu iki kefeden biri ihmal edildiğinde, karar siyasî olarak doğru görünse bile tarihî olarak yanlış sonuçlar doğurur. Ankara’nın karar ahlâkı, bu iki alanın birlikte düşünülmesini zorunlu kılmıştır.

Türk tarihindeki büyük kırılmalara bakıldığında, Ankara’nın hep “son çare” olarak devreye girdiği görülür. Bu durum, şehrin bir güç merkezi olmasından değil; denge merkezi olmasından kaynaklanır. Denge, çoğu zaman heyecan uyandırmaz; fakat yıkımı önler. Ankara, yıkımın eşiğinde duran bir devleti ayakta tutabilecek kararların alınabildiği bir alan olarak öne çıkmıştır.

Bu bağlamda Ankara Savaşı sonrası yaşanan fetret, karar ahlâkının ne kadar hayati olduğunu gösteren ilk büyük örneklerden biridir. O dönemde alınan ya da alınamayan kararlar, devletin uzun süreli bir belirsizlik içine girmesine yol açmıştır. Ancak bu belirsizlik, tam bir çöküşe dönüşmemiştir. Çünkü karar verme yetisi bütünüyle kaybolmamış; yalnız askıya alınmıştır. Bu askı hâli, devletin kendini yeniden tartabilmesi için bir zaman kazanmıştır.

Yüzyıllar sonra Millî Mücadele döneminde Ankara’nın tekrar öne çıkması, bu tarihî tecrübenin unutulmadığını gösterir. Bu kez mesele yalnız bir savaşın kazanılması değil; nasıl bir devlet kurulacağına karar verilmesidir. Ankara’da alınan kararlar, kısa vadeli askerî başarıların ötesine geçerek, uzun vadeli bir devlet tasavvurunu esas almıştır. Bu tasavvur, aceleci değil; ölçülüdür.

Ankara’nın bu ölçülülüğü, zaman zaman eleştirilmiş, hatta “yavaşlık” olarak nitelenmiştir. Oysa bu yavaşlık, kararın ağırlığını bilen bir merkez olmanın doğal sonucudur. Hızlı kararlar, hızlı alkış getirir; ama hızlı tüketilir. Ankara’da ise kararlar yavaş alınır; fakat uzun süre taşınabilir olur. Bu taşınabilirlik, karar ahlâkının en önemli ölçütüdür.

Bu şehirde karar vermek, yalnız bugünü değil, yarını da hesaba katmayı gerektirir. Ankara’nın tarihî hafızası, bu hesabın yapılmasını zorunlu kılmıştır. Geçmişte yaşanan kırılmalar, yanlış zamanlamaların ve ölçüsüz adımların nelere mal olduğunu göstermiştir. Bu gösterme, Ankara’yı ihtiyatlı kılmıştır. İhtiyat, korkaklık değil; tecrübenin sonucudur.

Ankara’nın karar verme ahlâkı, kişilere bağlı bir meziyet değildir. Bu ahlâk, şehirle birlikte oluşmuş bir zihniyetin ürünüdür. Devlet adamları değişmiş, rejimler dönüşmüş, ideolojiler yer değiştirmiştir; fakat Ankara’nın karar alma tarzı büyük ölçüde korunmuştur. Bu korunma, şehrin merkez olma vasfının sürekliliğini sağlamıştır.

Bu nedenle Ankara, Türk tarihinin en zor kararlarının verildiği yerdir. Kolay kararlar, her şehirde alınabilir. Zor kararlar ise ancak yük taşımayı öğrenmiş merkezlerde alınabilir. Ankara, bu öğrenmenin tarih boyunca tekrar tekrar sınandığı bir mekân olmuştur.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
Dağıstan Türkmen
Dağıstan Türkmen
Orta Asya açılımında stratejik bir eşik
İzzet Sevimli
İzzet Sevimli
Tarımda bugün konuşmamız gereken mesele
Talat Paşa Aydemir
Talat Paşa Aydemir
BAŞKENTLİĞİN NİHAİ GEREKÇESİ: KARAR AHLAKININ GELECEĞİ
Erkan Zorlu
Erkan Zorlu
Sessiz izleme çağında istihbarat
Oylum Demiray
Oylum Demiray
Geçiş süreci nasıl olacak?
Ali Kemal Koçak
Ali Kemal Koçak
Eşit yurttaşlık safsatası neyin hesabı
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Türkiye'nin aktif dış politikasını nasıl buluyorsunuz?

Doğru Buluyorum
Yanlış Buluyorum
Fikrim Yok

Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Gündem Siyaset Ekonomi Asayiş Eğitim-Bilim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Yerel Haberler Teknoloji
KünyeKünye FacebookFacebook TwitterTwitter Günün HaberleriGünün Haberleri